İzmir’de Su Krizi: Sorunlar ve Sorumlular
Su, medeniyetin temel taşıdır. İzmir, tarih boyunca suyun sağladığı yaşam ve medeniyetin izlerini taşımaktadır. Fakat günümüzde, İzmir sokaklarında suyun izleri erozyona uğramış durumda. Çeşmelerden su akıp akmadığını sormak artık lükse dönüşmüş. Kemeraltı’nın ünlü sebilleri ve şehirdeki diğer çeşmeler çalışmıyor; sahillerde bir avuç çeşme kalmış. Hayvanlar için yapılan sebillerin bile kapalı olduğu bu dönemde, suyun yokluğu İzmir’in medeniyet düzeyini sorgulatıyor.
Suyun Durumu: Dikkat Çekici Açıklamalar
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son haberine göre, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, “Gördes Barajı kurudu, Tahtalı’yı kaybedersek ciddi sorunlar yaşarız” diyerek İzmirlileri tasarrufa davet etti. Fakat bu çağrılara şüpheyle yaklaşmak mümkün. Tahtalı Barajı’ndaki su oranı bir yılda yüzde 24’ten yüzde 9’a düştü. Su kesintileri kapıda. Bir yangın felaketi misali, bu durumun sorumlusu da İzmirli vatandaşlar gibi gösteriliyor. Tasarruf elbette önemli, fakat barajların buharlaştığı süre zarfında İZSU ve Büyükşehir Belediyesi nerelerdeydi?
Bilimsel Yaklaşıma İhtiyaç Var
İki ay önce, Prof. Dr. Yaşar Doğan ile yaptığımız görüşmede Tahtalı Barajı’nın durumu hakkında önemli değerlendirmelerde bulunmuştu. Doğan, hidrojeoloji gibi bilimlerin İzmir’de yeterince kullanılmadığına dikkat çekti. Yer altı sularının doğru yönetilmemesi, İzmir’in su krizini daha da derinleştiriyor. İZSU’nun alması gereken bilimsel önlemler için bir acil durum yok mu?
Su Yönetimi Sorunları
İZSU’nun açtığı kuyular, aslında İzmir’in su harcamasının arttığını gösteriyor. 2009-2019 yılları arasında yaşanan yağışlı dönemlerde bile yer altı su kaynaklarına bağımlılığımız devam etti. Bu da, İzmir suyunun Türkiye’de en pahalı hale gelmesinin yolunu açtı. Manisa’nın altından çekilen yer altı suyu artık obrukların oluşmasına neden oluyor. İZSU’nun su yönetimini yeniden değerlendirmesi gerekiyor.
Gelecek ve Korkular
Genel Müdür Erdoğan’ın açıklamalarına baktığımızda, su sorununa çare olarak sadece yeni kuyular açmak öne çıkıyor. Ancak bu, yalnızca mevcut sorunların çözümü değil, aynı zamanda geleceği de karartıyor. İzmir’in su sorununu bu şekilde çözemeyeceğimiz aşikar. Özellikle, pandemiden önceki sinyaller göz önünde bulundurulduğunda, bu yazın daha da zorlu geçeceği aşikar.
Sonuç olarak, su hayattır ve medeniyettir. Fakat İzmir, bu medeniyetin neresinde? Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, sıcak günlerin susuz geçeceği endişesi artık tüm kentte hissediliyor. Cehennemi andıran bir Ağustos bizi bekliyor; hazırlıklı olmakta fayda var.